EDİRNE LARİ CAMİ

LED(2).png

LARİ CAMİİ 1514 (EDİRNE)

 

Edirne Eski İstanbul Caddesi ile Saraçlar Caddesi’nin birleştiği noktada, Bat Pazarı denilen yerde bulunan Lari Camisi’ni Fatih Sultan Mehmet’in Hâkim Lari-i Acemi isimli hekimi 1514 yılında yaptırmıştır. Tıp kaynaklarında Abdülhamid Lari olarak tanınan bu hekim ile ilgili bir takım iddialar ortaya atılmıştır. Bunlara göre Fatih Sultan Mehmet’i yavaş yavaş zehirlemiş, Karamanlı Mehmet Paşa’ya uyarak padişahı yanlış tedavi etmiştir. Ancak Sultan II.Beyazıt zamanında da padişahın yanında hekimliğini sürdürmesi bu iddiaların yersiz olduğunu göstermektedir. 

Halk arasında Laleli Cami olarak da bilinen Lari Camisi 1752 depreminde kubbesi yıkılmış, revaklarının büyük bir bölümü hasar görmüştür. Bunun ardından İplikçi Ahmet Ağa camiye ahşap bir kubbe yaptırmış, sonraki dönemlerde de yenilenmiştir. Caminin giriş kapısı dışarıya doğru taşkın taş silmelidir. Bunun üzerinde Arapça 1514 tarihli sülüs yazılı kitabesi bulunmaktadır.

Halk arasında Laleli Camii de denilen bu camii, Edirne'de eski İstanbul Caddesi'nin Saraçlar caddesine bağlandığı yer ile bit veya bat pazarı adı verilen yer (Sabuni Mahallesi) arasındadır. Cami 1514 yılında yapılmıştır. Kesme taştan yapılan binanın kemerleri de kesme taştan yapılmıştır. Caminin üç tarafını çevreleyen revak, iki kubbelidir. Üç tarafında revakları bulunmasından dolayı ender camilerden sayılır. Edirne'de Selahattin Camilerinden sonra en büyük cami olan Lari Camisinin Harimi (Ana mekanı) 11,65 X 11.70 metredir. Caminin sağ ve sol duvarlarında altta üçer, her duvarda ikinci sırada birer, üçüncü sırada ikişer pencere vardır. Alt pencereler dikdörtgen şekilli olup, bronz şebekelidir. Üst pencereler dıştan sivri kemerli, alçıdan fil gözlü, içten renkli camlaman revizenler yapılmıştır. Giriş penceresinde ve mihrap penceresinde birer yuvarlak pencereler vardır. Aynı tip pencerelerden on altı köşeli kubbe kasnağına da yapılmıştır. Caminin 1751 yılında Edirne'de meydana gelen büyük deprem sırasında, kubbesi yıkılmış, revak kubbelerinin çoğu harap olduğu için, hayırseverlerden İplikçi Ahmet Ağa camiye ahşap bir kubbe yaptırmıştır. Kubbe dışarıdan da konik bir çatı ile örtülmüştür. Mihrap, duvardan 16 santimetre kadar çıkıntılı, 7 kenarlı ve bademlidir. Mihrap duvarı iki yana beş metre kadar uzayarak revakı meydana getirmektedir. Bu iki uzantının her iki yüzünde birer silmeli çerçeve mihrap duvarındaki pencerelerin devamı gibi durmaktadır. Revakların sütun başlıkları mermer olup, baklavalıdır. Giriş kapısının kemeri sivridir. Kapı üzerinde ayrıca hafif sivri kemerli penceresi vardır. Yan silmeler sade olup, kapı kemeri üzerinde kitabesi bulunmaktadır. Yirmi santimetre genişliğinde, pembe mermerden bir çerçeve içersinde, 72 X 54 santimetre ebadında ki kitabe üç beyit halinde Arapça olarak yazılmıştır. Caminin daha önce var olan haziresi de şimdi yoktur. Çünkü 1865 tarihlerinde İstanbul yolunun genişletilmesi ve yeniden düzenlenmesi sırasında caminin haziresi de yok olmuştur. Caminin genişçe bir avlusu bulunmaktadır. Kare planlı caminin doğu, batı ve kuzey cephelerine bitişik revaklar vardır. Doğu revakının, kuzeyden itibaren ikinci birimine yaslanan bir minare yer almaktadır. Camiyi üç yönden "U" şeklinde çeviren revak, kare birimlerden oluşmaktadır. Doğu ve batı revaklarının güney ucunda yer alan birer birim, dikdörtgen planlıdır ve diğer birimlerden daha küçüktür. Birimlerden her birinin üzeri, pandantif geçişli birer kubbeyle örtülüdür. Revak kubbeleri, bir yanda harim duvarları, diğer yanda ise daire kesitli sütunlar tarafından taşınmaktadır. Sütunların kaideleri silindir şekilli, başlıkları baklavalıdır. Revak kemerlerinden sütunları birbirine bağlayanlar düzgün kesme taşlarla, sütunlar ile harim duvarlarını bağlayanlar ise, tuğlalarla inşa edilmiştir. Doğu ve batı revaklarının güney kenarları birer duvarla kapatılmıştır. Caminin doğu ve batı cephelerinde, üçü alt sırada, biri orta sırada, üçü de üst sırada olmak üzere, yedişer pencere açıklığı bulunmaktadır. Dikdörtgen şekilli alt sıra pencerelerinin sivri kemerli alınlıkları vardır. Tüm alt sıra pencereleri, dikdörtgen şekilli birer çökertme içine alınmışlardır. Orta sıra pencereleri sivri kemerlidir. Sekizgen prizma şekilli üst gövdenin, köşelere denk gelen kenarları daha kısadır. Üst gövdenin dört cephesindeki üçer pencereden, ortadakiler öküz gözü şekilli; iki yandakiler ise sivri kemerlidir. Minare kaidesi sekiz kenarlı, köşeleri yuvarlak, kenar yüzleri çerçeveli pabucu sadedir. Gövde çok kenarlı, şerefe altı istalaktitlidir. Şerefenin üstünden itibaren yıkık, şerefe korkuluğu demirdendir. Minarenin yüksekliği şerefeden son cemaat zeminine kadar 21.80 metredir.  Caminin kuzey ve batı yönlerinde medrese ve dershanenin ortasında bulunduğu yazılıdır. Bu gün caminin şadırvanı olmadığı gibi, şadırvanın yerini belirleyebilecek bir iz de kalmamıştır. Minare, doğu revağının kuzeyden itibaren ikinci birimine bitişiktir. Sekizgen prizma şekilli kürsünün her bir yüzünde, iç içe yerleştirilmiş, fazla derin olmayan iki çökertme mevcuttur. Kürsünün kuzey yüzü üzerindeki dikdörtgen şekilli bir açıklıktan minareye girilmektedir. Pabuç kısmı sadedir. Kaytan silme bir bilezik, pabuç ile gövdeyi birbirinden ayırmaktadır. Şerefeye geçiş mukarnaslarla sağlanmıştır. Taç kapı, harimin kuzey cephesinin ortasında yer almaktadır. Cephede, ikisi taç kapının iki yanında; biri de üst kesiminde olmak üzere toplam üç pencere mevcuttur. Üstteki küçük pencere sivri kemerlidir. Hafif dışa taşmalı taç kapı çerçevesi, zengin silmelerle bezenmiştir. Sivri kemerli derin bir çökertme içine yerleştirilmiş olan giriş aralığı, iki renkli taşlarla örülmüş zıvanalı basık bir kemerle geçilmiştir. Basık kemerin hemen üzerinde, dikdörtgen şekilli inşa kitabesi yer almaktadır.     Harim girişi, içten de bir taç kapı görünümündedir. Giriş aralığı, çeşitli silmelerle oluşturulmuş bir çerçeve içine alınmıştır. Basık kemerin iç yüzünde, dilimli, dekoratif bir sağır kemer dikkati çekmektedir. Kare planlı harimde, kubbe yuvarlağına geçiş pandantiflerle sağlanmıştır. Üst sırada yer alan pencerelerin tümünün, alçıdan içlikleri vardır. Altı yüzlü mihrap nişi, mukarnaslı bir kavsarayla örtülüdür. Kavsara köşeliklerinde, doğal görünümlü çiçekleri anımsatan birer gülbezek bulunmaktadır. Üçgen şekilli mihrap tepeliğinin üst kesiminde, dendanlar vardır. Ahşap kadınlar mahfili ve minber yenidir